Anadolu’nun Piramitleri Salihli’de: Lidya Krallarının Sessiz Mirası

Kültür-Sanat 11.03.2026 - 22:56, Güncelleme: 11.03.2026 - 22:56 364 kez okundu.
 

Anadolu’nun Piramitleri Salihli’de: Lidya Krallarının Sessiz Mirası

Sardes Antik Kenti yakınlarında bulunan ve Lidya krallarına ait olduğu belirtilen Bintepeler Tümülüsleri, 2 bin 500 yılı aşan geçmişiyle Anadolu’nun en büyük anıt mezarları arasında yer alıyor. Araştırmacı yazar Mustafa Uçar, bu dev mezar tepelerinin büyüklüğü ve tarihiyle Mısır piramitleri kadar etkileyici olduğunu belirtiyor.
Manisa’nın Salihli ilçesi Antik Sardes Kenti sınırları içerisinde yer alan ve geçtiğimiz yıl UNESCO Dünya Listesi’ne kaydedilen Bintepe Tümülüsleri olarak isimlendirilen anıt mezarların Lidyalı krallar ve soylulara ait olduğu belirtildi. Salihli Turizm Derneği Onursal Başkanı, araştırmacı yazar Mustafa Uçar, Salihli’nin 7 km batısında yer alan Antik Sardes Kenti’nin kuzeyindeki Hermos (Gediz) Nehri ile Gygaea (Marmara) Gölü arasında kalan ve bugün Bintepeler ismi ile anılan geniş bir bölgenin Lidyalı krallar ve soyluların mezarlığı olduğunu söyledi. Manisa’nın Salihli ilçesi Antik Sardes Kenti sınırları içerisinde yer alan ve geçtiğimiz yıl UNESCO Dünya Listesi’ne kaydedilen Bintepe Tümülüsleri olarak isimlendirilen anıt mezarların Lidyalı krallar ve soylulara ait olduğu belirtildi. Salihli Turizm Derneği Onursal Başkanı, araştırmacı yazar Mustafa Uçar, Salihli’nin 7 km batısında yer alan Antik Sardes Kenti’nin kuzeyindeki Hermos (Gediz) Nehri ile Gygaea (Marmara) Gölü arasında kalan ve bugün Bintepeler ismi ile anılan geniş bir bölgenin Lidyalı krallar ve soyluların mezarlığı olduğunu söyledi. “İlk belgeli kazı çalışması 1853 yılında başladı” İlk belgeli kazı çalışmasının 1853 yılında başladığını belirten araştırmacı yazar Mustafa Uçar, “Bölgede ilk belgeli kazı çalışmasını İzmir’in Prusya Konsolosu Ludwing H. Spiegelthal, 1853 yılında ‘Karun kadar zengin’ deyiminde adı geçen Kral Kroisos (Croesos) Karun’un babası Alyattes’e ait tümülüsü kazmasıyla başlatmıştır. Onu 1870 ve 1880 yılları arasında A. Choisy ve G. Dennis takip etmiştir. Antik çağdan günümüze tümülüsler definecilerin elinden kurtulamamıştır. Günümüzde zaten boşaltılmış, soyulmuş bu yerlerin defineciler tarafından soygun amaçlı hâlâ kazılıyor olması bilgisizlik ve sorumsuzluğun eseridir.” dedi. “Demir Çağı’nda Sardeslilerin ölülerini nereye gömdükleri henüz bilinmemektedir” Uçar, “Demir Çağı’nda Sardeslilerin ölülerini nereye gömdükleri henüz bilinmemektedir. Lidyalılarda, İÖ 6. yüzyıldan sonra Mermnadlar Hanedanlığı ile birlikte yeni bir ölü gömme geleneği ortaya çıkmıştır. Bu geleneğe göre ölüler, kesme kireç taşı veya mermerden yapılmış mezar odalarına konur ve üzeri yığma toprak ile örtülürdü. Tümülüs mezarlar olarak bilinen bu tepelere ‘Anadolu Piramitleri’ adını vermek daha uygun olacaktır. Bazı tümülüslerin boyu neredeyse piramitlerin boyuna ulaşacak büyüklüktedir. Üstelik Herodot, ünlü tarih kitabında ‘Bu tümülüsler Mısır’daki piramitler kadar etkileyici ve büyüktürler’ ifadelerine yer vermiştir.” dedi. “Alyattes’in 1800’lü yıllarda yapılan çizimi” Uçar, “Günümüzde Bintepeler bölgesinde bulunan 119 tümülüsün içinden üç tanesi olağanüstü boyutlarıyla diğerlerinden ayrılır. Bunlar doğudan batıya doğru Mermnad Hanedanlığı krallarından Alyattes, Gyges ve Sadyattes’e ait olduğu söylenen mezarlardır. Tümülüslerin içindeki odaların bazıları dromoslu (ön geçişli), bazıları ise değildir. Kapı geçidi olmayan odalara ceset tavandan sokulmuştur. Mezar odalarının ölçüleri birbirlerinden çok farklı değildir. Önemli olan mezar odasının üzerine yığılan toprağın miktarıdır. Gömülen kişinin sosyal konumu ve önemine göre üzerine toprak atılıyordu. Tümülüslerin büyüklü küçüklü olmasının nedeni buradan kaynaklanmaktadır. Dilimizde yer alan ‘Toprağı bol olsun’ deyiminin de buradan geldiğini söyleyebiliriz. Herodot, ünlü tarih kitabında Lidya Kralı Alyattes’in mezarından bahsederken şunları yazıyor: ‘Mısır ve Babil’deki anıtlar bir yana, burada öyle bir anıt var ki bilinen bütün öbürlerini aşar. Bu, Kral Kroisos’un (Croesos) babası Alyattes’in mezarıdır. Etekleri büyük taşlarla örülmüş bir toprak yığınıdır.’ Gerçekten de Anadolu Piramitleri olarak anılan tümülüslerin en büyüğü Kral Alyattes için yaptırılmıştır. Çapı 535 metre, taban çevresi 1.115 metre ve yüksekliği 69 metre olan bu yığma tepenin altındaki mezar odasında kralın pek çok altın ve gümüş benzeri özel eşyaları bulunuyordu. Alyattes’in mezar odası, Lidya duvar işçiliğinin en başarılı ve en cesur örneklerinden biridir. Çok iyi perdahlanmış, mermerleşmiş kireçtaşı blokları demir bağlantılarla şaşırtıcı bir ustalıkla birbirine bağlanmıştır. Herodot’a göre Alyattes’in mezarının en yüksek yerindeki beş taş blok üzerinde bulunan yazıtlarda, ‘anıtın inşası için her meslek dalının ne kadar para verdiği’ yazılıydı. Orada belirtilen rakamlara göre küçük esnafın ve el sanatkârlarının yanında en fazla ödemeyi aşk satıcısı genç kızlar yapmıştır. Yine Herodot’a göre, ‘Lidyalı halk kızlarının hepsi kocaya varıncaya kadar kendilerini satar, çeyizlerini de buradan elde ettikleri paralarla yaparlardı.’ Herodot’un tümülüsün tepesinde olduğunu belirttiği büyük kayaların 1853 yılında da sağlam durduğu Ludwing H. Spiegelthal’ın tuttuğu notlardan anlaşılmaktadır. 1958 ve 1975 yılları arasında Sardes’te çalışmalar yapan George M. A. Hanfmann da bu taş bloğun varlığını yazılarında belirtmektedir. Ancak 1962 yılında yapılmak istenen bir ölçme sırasında bu taşın defineciler tarafından dinamitlendiği ve tümülüsün bir kez daha soygun amaçlı tahrip edildiği anlaşılmıştır. Mezar odaları daha Persler döneminde soyulmaya başlanmış, bunu Romalılar ve Haçlı orduları takip etmiş, günümüzde de hazine avcıları tarafından soygun ve tahribat devam etmiştir. Bu nedenle bir Lidya mezar odasında ölü gömme ve dinsel tören geleneğinin nasıl yapıldığını tam olarak anlamak şu an için mümkün değildir. Günümüzde bölge turizmciler tarafından keşfedilmiş ve turizme açılmıştır. Önümüzdeki yıllarda Bintepeler, Sardes ve Kula Jeoparkı ile birlikte bölgemizin bacasız sanayi olarak adlandırılan turizm açısından yeni bir kazanç kapısı olacaktır. Özellikle hazine avcılarının bu bölgenin 2 bin 500 yıldır soyulduğunu ve para edecek bir şey kalmadığını bilmeleri gerekir. Mermer ve taş blokların dinamitlenmesi hem boş bir çaba hem de kültür mirasına ihanettir.” dedi. Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri’nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne girmesinin sevindirici bir gelişme olduğunu belirten Uçar, “Antik Sardes Kenti ve Bintepe Lidya Tümülüsleri’nin listeye girmesi Salihli için eşsiz bir gelişme. Sardes Kenti ile Bintepeler’i artık tüm dünya tanıyacak.” dedi. Haber Merkezi
Sardes Antik Kenti yakınlarında bulunan ve Lidya krallarına ait olduğu belirtilen Bintepeler Tümülüsleri, 2 bin 500 yılı aşan geçmişiyle Anadolu’nun en büyük anıt mezarları arasında yer alıyor. Araştırmacı yazar Mustafa Uçar, bu dev mezar tepelerinin büyüklüğü ve tarihiyle Mısır piramitleri kadar etkileyici olduğunu belirtiyor.

Manisa’nın Salihli ilçesi Antik Sardes Kenti sınırları içerisinde yer alan ve geçtiğimiz yıl UNESCO Dünya Listesi’ne kaydedilen Bintepe Tümülüsleri olarak isimlendirilen anıt mezarların Lidyalı krallar ve soylulara ait olduğu belirtildi. Salihli Turizm Derneği Onursal Başkanı, araştırmacı yazar Mustafa Uçar, Salihli’nin 7 km batısında yer alan Antik Sardes Kenti’nin kuzeyindeki Hermos (Gediz) Nehri ile Gygaea (Marmara) Gölü arasında kalan ve bugün Bintepeler ismi ile anılan geniş bir bölgenin Lidyalı krallar ve soyluların mezarlığı olduğunu söyledi.

Manisa’nın Salihli ilçesi Antik Sardes Kenti sınırları içerisinde yer alan ve geçtiğimiz yıl UNESCO Dünya Listesi’ne kaydedilen Bintepe Tümülüsleri olarak isimlendirilen anıt mezarların Lidyalı krallar ve soylulara ait olduğu belirtildi. Salihli Turizm Derneği Onursal Başkanı, araştırmacı yazar Mustafa Uçar, Salihli’nin 7 km batısında yer alan Antik Sardes Kenti’nin kuzeyindeki Hermos (Gediz) Nehri ile Gygaea (Marmara) Gölü arasında kalan ve bugün Bintepeler ismi ile anılan geniş bir bölgenin Lidyalı krallar ve soyluların mezarlığı olduğunu söyledi.

“İlk belgeli kazı çalışması 1853 yılında başladı”

İlk belgeli kazı çalışmasının 1853 yılında başladığını belirten araştırmacı yazar Mustafa Uçar, “Bölgede ilk belgeli kazı çalışmasını İzmir’in Prusya Konsolosu Ludwing H. Spiegelthal, 1853 yılında ‘Karun kadar zengin’ deyiminde adı geçen Kral Kroisos (Croesos) Karun’un babası Alyattes’e ait tümülüsü kazmasıyla başlatmıştır. Onu 1870 ve 1880 yılları arasında A. Choisy ve G. Dennis takip etmiştir. Antik çağdan günümüze tümülüsler definecilerin elinden kurtulamamıştır. Günümüzde zaten boşaltılmış, soyulmuş bu yerlerin defineciler tarafından soygun amaçlı hâlâ kazılıyor olması bilgisizlik ve sorumsuzluğun eseridir.” dedi.

“Demir Çağı’nda Sardeslilerin ölülerini nereye gömdükleri henüz bilinmemektedir”

Uçar, “Demir Çağı’nda Sardeslilerin ölülerini nereye gömdükleri henüz bilinmemektedir. Lidyalılarda, İÖ 6. yüzyıldan sonra Mermnadlar Hanedanlığı ile birlikte yeni bir ölü gömme geleneği ortaya çıkmıştır. Bu geleneğe göre ölüler, kesme kireç taşı veya mermerden yapılmış mezar odalarına konur ve üzeri yığma toprak ile örtülürdü.

Tümülüs mezarlar olarak bilinen bu tepelere ‘Anadolu Piramitleri’ adını vermek daha uygun olacaktır. Bazı tümülüslerin boyu neredeyse piramitlerin boyuna ulaşacak büyüklüktedir. Üstelik Herodot, ünlü tarih kitabında ‘Bu tümülüsler Mısır’daki piramitler kadar etkileyici ve büyüktürler’ ifadelerine yer vermiştir.” dedi.

“Alyattes’in 1800’lü yıllarda yapılan çizimi”

Uçar, “Günümüzde Bintepeler bölgesinde bulunan 119 tümülüsün içinden üç tanesi olağanüstü boyutlarıyla diğerlerinden ayrılır. Bunlar doğudan batıya doğru Mermnad Hanedanlığı krallarından Alyattes, Gyges ve Sadyattes’e ait olduğu söylenen mezarlardır.

Tümülüslerin içindeki odaların bazıları dromoslu (ön geçişli), bazıları ise değildir. Kapı geçidi olmayan odalara ceset tavandan sokulmuştur.

Mezar odalarının ölçüleri birbirlerinden çok farklı değildir. Önemli olan mezar odasının üzerine yığılan toprağın miktarıdır. Gömülen kişinin sosyal konumu ve önemine göre üzerine toprak atılıyordu. Tümülüslerin büyüklü küçüklü olmasının nedeni buradan kaynaklanmaktadır.

Dilimizde yer alan ‘Toprağı bol olsun’ deyiminin de buradan geldiğini söyleyebiliriz.

Herodot, ünlü tarih kitabında Lidya Kralı Alyattes’in mezarından bahsederken şunları yazıyor:

‘Mısır ve Babil’deki anıtlar bir yana, burada öyle bir anıt var ki bilinen bütün öbürlerini aşar. Bu, Kral Kroisos’un (Croesos) babası Alyattes’in mezarıdır. Etekleri büyük taşlarla örülmüş bir toprak yığınıdır.’

Gerçekten de Anadolu Piramitleri olarak anılan tümülüslerin en büyüğü Kral Alyattes için yaptırılmıştır. Çapı 535 metre, taban çevresi 1.115 metre ve yüksekliği 69 metre olan bu yığma tepenin altındaki mezar odasında kralın pek çok altın ve gümüş benzeri özel eşyaları bulunuyordu.

Alyattes’in mezar odası, Lidya duvar işçiliğinin en başarılı ve en cesur örneklerinden biridir. Çok iyi perdahlanmış, mermerleşmiş kireçtaşı blokları demir bağlantılarla şaşırtıcı bir ustalıkla birbirine bağlanmıştır.

Herodot’a göre Alyattes’in mezarının en yüksek yerindeki beş taş blok üzerinde bulunan yazıtlarda, ‘anıtın inşası için her meslek dalının ne kadar para verdiği’ yazılıydı. Orada belirtilen rakamlara göre küçük esnafın ve el sanatkârlarının yanında en fazla ödemeyi aşk satıcısı genç kızlar yapmıştır.

Yine Herodot’a göre, ‘Lidyalı halk kızlarının hepsi kocaya varıncaya kadar kendilerini satar, çeyizlerini de buradan elde ettikleri paralarla yaparlardı.’

Herodot’un tümülüsün tepesinde olduğunu belirttiği büyük kayaların 1853 yılında da sağlam durduğu Ludwing H. Spiegelthal’ın tuttuğu notlardan anlaşılmaktadır. 1958 ve 1975 yılları arasında Sardes’te çalışmalar yapan George M. A. Hanfmann da bu taş bloğun varlığını yazılarında belirtmektedir. Ancak 1962 yılında yapılmak istenen bir ölçme sırasında bu taşın defineciler tarafından dinamitlendiği ve tümülüsün bir kez daha soygun amaçlı tahrip edildiği anlaşılmıştır.

Mezar odaları daha Persler döneminde soyulmaya başlanmış, bunu Romalılar ve Haçlı orduları takip etmiş, günümüzde de hazine avcıları tarafından soygun ve tahribat devam etmiştir. Bu nedenle bir Lidya mezar odasında ölü gömme ve dinsel tören geleneğinin nasıl yapıldığını tam olarak anlamak şu an için mümkün değildir.

Günümüzde bölge turizmciler tarafından keşfedilmiş ve turizme açılmıştır. Önümüzdeki yıllarda Bintepeler, Sardes ve Kula Jeoparkı ile birlikte bölgemizin bacasız sanayi olarak adlandırılan turizm açısından yeni bir kazanç kapısı olacaktır.

Özellikle hazine avcılarının bu bölgenin 2 bin 500 yıldır soyulduğunu ve para edecek bir şey kalmadığını bilmeleri gerekir. Mermer ve taş blokların dinamitlenmesi hem boş bir çaba hem de kültür mirasına ihanettir.” dedi.

Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri’nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne girmesinin sevindirici bir gelişme olduğunu belirten Uçar, “Antik Sardes Kenti ve Bintepe Lidya Tümülüsleri’nin listeye girmesi Salihli için eşsiz bir gelişme. Sardes Kenti ile Bintepeler’i artık tüm dünya tanıyacak.” dedi.

Haber Merkezi

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve salihlimanset.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.