Yunus Emre ve Hocası Tapduk Emre’nin gerçek makamı Emre Köyü’nde yer almaktadır

Yaşam 31.08.2026 - 16:23, Güncelleme: 31.08.2026 - 16:23 164 kez okundu.
 

Yunus Emre ve Hocası Tapduk Emre’nin gerçek makamı Emre Köyü’nde yer almaktadır

Manisa’nın Kula’ya bağlı, yasa gereği mahalleye dönüştürülen ve ismi 700 yıldır değişmeden günümüze kadar gelen Emre Köyü’nde iki önemli yapı bulunuyor.
Manisa’nın Kula’ya bağlı, yasa gereği mahalleye dönüştürülen ve ismi 700 yıldır değişmeden günümüze kadar gelen Emre Köyü’nde iki önemli yapı bulunuyor. Bu önemli yapılardan ilki Tapduk Emre Türbesi, diğeri ise Carullah Bin Süleyman tarafından Hicri 954, Miladi 1547-1548 yıllarında yaptırılan camidir. Cami, süslemeleriyle yerli ve yabancı ziyaretçilerin dikkatini çekmektedir. Osmanlı döneminde mülk ve arazi sahipliğini belgeleyen resmi tapu senedi olan Sened-i Hakani, bu bölgedeki vakıf arazileri, dergâh mülkiyeti ve türbe tasarruflarının hukuki tespiti için Osmanlı tapu kayıtlarında (Defter-i Hakani) yer almıştır. Bu belgeler ışığında Yunus Emre ve Hocası Tapduk Emre’nin gerçek makamının Emre Köyü’nde yer aldığı belirtilmektedir. Manisa’nın Kula’ya bağlı, yasa gereği mahalleye dönüştürülen ve ismi 700 yıldır değişmeden günümüze kadar gelen Emre Köyü’nde iki önemli yapı var. Bu önemli yapılardan ilki Tapduk Emre Türbesi, diğeri ise Carullah Bin Süleyman tarafından Hicri 954, Miladi 1547-1548 yıllarında yaptırılan camidir. Süslemeleriyle dikkat çeken tarihi cami, bir külliyenin parçasıdır. Öğrenci odalarından, ders verilen dersliklerden, aşevinden hamamına dek yakın zamana kadar var olan külliyeden yalnızca cami ayakta kalmıştır. Caminin güneydoğusunda 16. yüzyıla ait bir hamam bulunmaktadır. Adını Yunus Emre’den alan, onun ve Hocası Tapduk Emre’nin birlikte yattığı türbeyi barındıran bu eski köyde bir külliyenin var olması hiç de şaşırtıcı değildir. Cami kapı kemerinin üzerinde bulunan inşa kitabesinde, “Bu şerefli cami ve yüce makamın banisi, güzellikler ve hayırlar sahibi Carullah Bin Süleyman’dır. Sene 954 H. (1547-1548 M.)” ifadeleri yer almaktadır. Yine cami için bulunan kitabeden, 1808-1809 yılında Şehzade Abdurrahman Efendi’nin camideki resimleri yaptığı anlaşılmaktadır. Osmanlı döneminde mülk ve arazi sahipliğini belgeleyen resmi tapu senedi olan Sened-i Hakani, bu bölgedeki vakıf arazileri, dergâh mülkiyeti ve türbe tasarruflarının hukuki tespiti için Osmanlı tapu kayıtlarında (Defter-i Hakani) yer almıştır. Türkiye’de Yunus Emre ve Hocası Tapduk Emre’ye ait olduğu iddia edilen pek çok mezar ve türbenin olduğunu belirten Araştırmacı-Yazar Mustafa Uçar ve Alan Rehberi Sabahattin Argaç yaptıkları açıklamada, “Osmanlı döneminde mülk ve arazi sahipliğini belgeleyen resmi tapu senedi olan Sened-i Hakani, bu bölgedeki vakıf arazileri, dergâh mülkiyeti ve türbe tasarruflarının hukuki tespiti için Osmanlı tapu kayıtlarında (Defter-i Hakani) yer almıştır. Bu belgeler ışığında Yunus Emre ve Hocası Tapduk Emre’nin bize göre gerçek makamı Kula’ya bağlı, 700 yıldır adı değişmeden kalmış Emre Köyü’nde yer almaktadır. Yunus Emre’nin mezarı, Hocası Tapduk Emre Türbesi’nin eşiğinin önünde yer almaktadır. Başucundaki mezar taşı üzerinde balta ve ayakucu taşında ise ağaç, orman motifleri yer almaktadır. Burada yatanın oduncu olduğu açıkça ifade edilmektedir.” dediler. Uçar: “Bize göre Yunus Emre’nin gerçek makamı Kula Emre Köyü’dür” Araştırmacı-Yazar Mustafa Uçar yaptığı açıklamada, “Türk milletinin yetiştirdiği en büyük tasavvuf erlerinden, Türk dili ve edebiyatı tarihinin en büyük şairlerinden biri olan Yunus Emre’nin hayatı ve kimliğine dair hemen hemen hiçbir şey bilinmemektedir. Yunus Emre, Anadolu Selçuklu Devleti’nin dağılmaya ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde küçük-büyük Türk Beyliklerinin kurulmaya başladığı 13. yüzyıl ortalarından Osmanlı Beyliği’nin kurulmaya başladığı 14. yüzyılın ilk çeyreğinde Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış bir şair ve erendir. Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli Dergâhı’ndan ‘Himmet’ yerine buğday aldığı için tekrar gelip ‘Himmet’ istediğinde, hocası olacak Tapduk Emre’nin köyüne gönderilmiş, burada 40 yıl kadar uzun bir süre çile doldurmuş ve dergâha oduncu olarak hizmet etmiştir. Menakıpnâmeler ile şiirlerinden çıkarılan bilgilere göre de Babalılardan Tapduk Emre’nin dervişi olduğu açıktır. Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgisi Vilayetname’den kaynaklanmaktadır. Yine şiirlerinden tasavvuf yolunu seçtiği, iyi bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Anadolu kentlerini dolaştığı, Azerbaycan ve Şam’a gittiği, Mevlana’yla görüştüğü de bu bilgiler arasındadır. Yunus’un yaşadığı yıllar, Anadolu Türklüğünün Moğol akın ve yağmalarıyla, siyasi otorite zayıflığı nedeniyle iç kavga ve çekişmelerin, dahası kıtlık ve kuraklıklarla perişan olduğu yıllardır. 13. yy’ın ikinci yarısı, sadece siyasi çekişmelerin yanı sıra, çeşitli mezhep ve inançların da yoğun bir şekilde yayılmaya başladığı bir zamandır. İşte böyle bir ortamda, Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî, Hacı Bektaş-ı Velî, Ahî Evrân-ı Velî gibi ilim ve irfan kutuplarıyla birlikte Yunus Emre, Allah sevgisini, aşk ve güzel ahlakla ilgili düşüncelerini, her türlü batıl inanca karşı, gerçek İslam tasavvufunu işleyerek Türk-İslam birliğinin oluşmasında önemli vazifeler yapmıştır. Vefât-ı Yûnus Emre, Müddet-i Ömr 82, Sene 720. Bu belgeden anlaşılacağı üzere, Yunus Emre, H. 648 (M. 1240-1) yılında doğmuş, 81 yıllık bir dünya hayatından sonra H. 720 (M. 1320-1) yılında ölmüştür. Yunus Emre’nin mezarı olduğu iddia edilen pek çok mezar ve türbe vardır. Bunlar; Eskişehir’in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy; Karaman’da Yunus Emre Camii avlusu; Bursa; Aksaray ili Ortaköy İlçesi’nde; Ünye; Manisa’nın Kula İlçesi’nde Emre Köyü; Erzurum, Tuzcu (Dutçu) Köyü; Isparta’nın Gönen ilçesi; Afyon’un Sandıklı ilçesi; Sivas yakınında bir yol üstü. Ayrıca Tokat’ın Niksar ilçesinde de bulunmaktadır. Ayrıca, mutasavvıf Niyazi Mısri de Yunus Emre’nin mezarının (veya makamının) Limni Adası’nda bulunduğunu ifade etmiştir. Belgeler ışığında Yunus Emre ve Hocası Tapduk Emre’nin bize göre gerçek makamı Kula’ya bağlı, 700 yıldır adı değişmeden kalmış Emre Köyü’nde yer almaktadır.” dedi. “Bu eski köyde bir külliyenin var olması hiç de şaşırtıcı değildir” Tapduk Emre tarafından 700 yıl önce Saruhan Oğulları Beyliği’ne bağlı olarak kurulan Emre Köyü’nün, Batı Anadolu’da kurulan ilk köylerden biri olduğunu belirten Alan Rehberi Sabahattin Argaç, “Köyün burada kurulmasının önemi ise türbenin kuzeyinden geçen ticaret (kervan) yolu ile Emre Köyü uzun yıllar çevrenin merkezi konumunda oldu. Bu nedenle cami, hamam, medrese, pazaryeri ve konaklar bulunmaktadır. Günümüzde ise Yunus Emre ve Hocası Tapduk Emre’nin mezarının bulunması önemini bir kat daha arttırmıştır. Tapduk Emre, Miladi 1200’lü yıllarda Manisa ili Kula ilçesi sınırlarında bir süre yaşamıştır. Hoca Ahmet Yesevi yolundadır. Tapduk Emre ile ilgili bilgiler oldukça azdır. Yunus Emre gibi bir ulu şahsiyeti yetiştirmiştir. Bu manada o bir dergâh sahibi, pir, rehber ve mürşittir. Büyük ihtimalle Yunus Emre kadar olmasa da o başka gönül erenleri, başka aydınlatıcılar yetiştirmiştir. Ehlibeyt öğretisiyle onlarca derviş yetiştirmiştir. Onun silsilesi Şeyhi Barak Baba vasıtasıyla Sarı Saltuk’a ulaşır. Barak Baba’nın bir Haydari dervişi olduğu bilinmektedir. Bu durum Tapduk Emre’nin bir Haydari dervişi olabileceğinin delilidir. Baba unvanı taşıması da bunu desteklemektedir. Baba aynı zamanda Abdalan-ı Rum zümresiyle bir ilgisinin olabileceğini düşündürmektedir. Tapduk Emre’nin kızı Yunus Emre ile evlendiği rivayet edildiyse de bu rivayet gerek Yunus’un divanında gerekse diğer çağdaş kaynaklarda yer almamaktadır. Tapduk Emre’nin ölüm tarihi ve mezarı kesin bilinmemektedir. Ancak Yunus Emre’nin XIII. yüzyılın sonları ve XIV. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı dikkate alındığında, bir şiirinde öldüğünü haber veren mürşidinin XIII. yüzyılın sonlarında vefat etmiş olma ihtimali yüksektir. Bursa’da, Manisa’nın Kula ile Salihli ilçesi arasında kalan Emre adlı bir köyde, Afyon-Sandıklı, Karaman, Sivas, Erzurum, Aksaray, Isparta-Keçiborlu gibi yerlerde Tapduk Emre’nin mezarları vardır. Bunlardan bazıları hem Yunus Emre’ye hem Tapduk Emre’ye ait kabul edilmektedir. Bununla birlikte en muteber görüş, Tapduk Emre’nin mezarının Ankara’nın Nallıhan ilçesine bağlı Emre Sultan Köyü’nde bulunduğu şeklindedir. Nitekim bu bilgiler birçok kaynağın yanı sıra Afyonkarahisar sicillerinde yer almaktadır. Bu köydeki türbede ailesine mensup birçok kişinin mezarı vardır. Tapduk Emre’nin ve müridlerinin faaliyet sahasının Anadolu ile sınırlı kalmayıp Balkanlar’a ulaştığı, bazı köy adlarının onun adıyla anılmasıyla anlaşılmaktadır. Mesela Anadolu’da ve Edirne’nin Havsa ilçesine bağlı birer köy, ayrıca Varna’ya bağlı bir köy Tapduk adını taşımaktadır. Bu bilgi Tapduk Emre’nin sözü edilen bölgelere gittiğini doğrulamasa bile müridlerinin yayılma sahasının tahmini konusunda önem taşımaktadır. Yunus Emre 1238 yılında Eskişehir’de doğmuştur. Doğduğu dönem Anadolu’da düzenin bozulduğu, Moğol akınlarının Türk yerleşkelerini tehdit ettiği, kıtlık-kuraklık gibi birçok doğal afetin yaşandığı zamandır. Bu olaylar Yunus Emre’nin hayata bakış açısına yansımıştır. Kendisi Tapduk Emre’nin dervişidir. Bu eski köyde bir külliyenin var olması hiç de şaşırtıcı değildir. Emre Köyü’nde Hicri 954, Miladi 1547-1548 yıllarında Carullah Bin Süleyman tarafından yaptırılan cami, iç kısmında yer alan süslemelerinin yanı sıra duvarında bulunan Yemen Sancağı ile de dikkat çekmektedir. Emre Köyü’nde bulunmakta olan tarihi cami, Carullah Bin Süleyman tarafından Hicri 954, Miladi 1547-1548 yıllarında yaptırılmış bir külliyenin parçasıdır. Öğrenci odaları, derslikler, aşevi ve hamamdan oluşan külliyeden sadece cami ayakta kalmıştır. H.954 yılına tarihlenen bir çeşme, iki hamam kalıntısı ve medrese temeli günümüze kadar ulaşabilmiştir. Bu arada Emre Köyü’nde bulunan 16. yüzyıla ait yaklaşık 500 yıllık Tapduk Emre Külliyesi Hamamı, Manisa Valiliği ve Kula Belediyesi iş birliğiyle başlatılan aslına uygun onarım çalışmaları sayesinde yıllar sonra gün yüzüne çıkarıldı. Tapduk Emre Türbesi olarak anılan yapı, mimari unsurlar bakımından Manisa’daki Saruhan Bey Türbesi ile büyük benzerlikler taşımaktadır. Türbe içinde ortadaki Tapduk Emre’ye, diğerleri ise aile fertlerine ait olduğu söylenen on mezar bulunmaktadır. Türbe kapısının hemen önünde, taşında balta tasviri bulunan mezarın ise Yunus Emre’ye ait olduğuna inanılmakta ve her yıl on binlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Resimli Camii olarak da bilinen bu cami, tam olarak bir hoşgörü örneğidir. Osmanlı döneminde mülk ve arazi sahipliğini belgeleyen resmi tapu senedi olan Sened-i Hakani, bu bölgedeki vakıf arazileri, dergâh mülkiyeti ve türbe tasarruflarının hukuki tespiti için Osmanlı tapu kayıtlarında (Defter-i Hakani) yer almıştır. Bu belgeler ışığında Yunus Emre ve Hocası Tapduk Emre’nin bize göre gerçek makamı Emre Köyü’nde yer almaktadır.” dedi. Not: Sened-i Hakani iki tane; biri cami ve külliye ile ilgili, diğeri türbe ile ilgili. Yazı, Manisa İl Kültür Müdürlüğü tarafından Türkçeye dönüştürülmüş.
Manisa’nın Kula’ya bağlı, yasa gereği mahalleye dönüştürülen ve ismi 700 yıldır değişmeden günümüze kadar gelen Emre Köyü’nde iki önemli yapı bulunuyor.

Manisa’nın Kula’ya bağlı, yasa gereği mahalleye dönüştürülen ve ismi 700 yıldır değişmeden günümüze kadar gelen Emre Köyü’nde iki önemli yapı bulunuyor. Bu önemli yapılardan ilki Tapduk Emre Türbesi, diğeri ise Carullah Bin Süleyman tarafından Hicri 954, Miladi 1547-1548 yıllarında yaptırılan camidir. Cami, süslemeleriyle yerli ve yabancı ziyaretçilerin dikkatini çekmektedir.

Osmanlı döneminde mülk ve arazi sahipliğini belgeleyen resmi tapu senedi olan Sened-i Hakani, bu bölgedeki vakıf arazileri, dergâh mülkiyeti ve türbe tasarruflarının hukuki tespiti için Osmanlı tapu kayıtlarında (Defter-i Hakani) yer almıştır. Bu belgeler ışığında Yunus Emre ve Hocası Tapduk Emre’nin gerçek makamının Emre Köyü’nde yer aldığı belirtilmektedir.

Manisa’nın Kula’ya bağlı, yasa gereği mahalleye dönüştürülen ve ismi 700 yıldır değişmeden günümüze kadar gelen Emre Köyü’nde iki önemli yapı var. Bu önemli yapılardan ilki Tapduk Emre Türbesi, diğeri ise Carullah Bin Süleyman tarafından Hicri 954, Miladi 1547-1548 yıllarında yaptırılan camidir. Süslemeleriyle dikkat çeken tarihi cami, bir külliyenin parçasıdır. Öğrenci odalarından, ders verilen dersliklerden, aşevinden hamamına dek yakın zamana kadar var olan külliyeden yalnızca cami ayakta kalmıştır. Caminin güneydoğusunda 16. yüzyıla ait bir hamam bulunmaktadır.

Adını Yunus Emre’den alan, onun ve Hocası Tapduk Emre’nin birlikte yattığı türbeyi barındıran bu eski köyde bir külliyenin var olması hiç de şaşırtıcı değildir. Cami kapı kemerinin üzerinde bulunan inşa kitabesinde, “Bu şerefli cami ve yüce makamın banisi, güzellikler ve hayırlar sahibi Carullah Bin Süleyman’dır. Sene 954 H. (1547-1548 M.)” ifadeleri yer almaktadır. Yine cami için bulunan kitabeden, 1808-1809 yılında Şehzade Abdurrahman Efendi’nin camideki resimleri yaptığı anlaşılmaktadır.

Osmanlı döneminde mülk ve arazi sahipliğini belgeleyen resmi tapu senedi olan Sened-i Hakani, bu bölgedeki vakıf arazileri, dergâh mülkiyeti ve türbe tasarruflarının hukuki tespiti için Osmanlı tapu kayıtlarında (Defter-i Hakani) yer almıştır.

Türkiye’de Yunus Emre ve Hocası Tapduk Emre’ye ait olduğu iddia edilen pek çok mezar ve türbenin olduğunu belirten Araştırmacı-Yazar Mustafa Uçar ve Alan Rehberi Sabahattin Argaç yaptıkları açıklamada, “Osmanlı döneminde mülk ve arazi sahipliğini belgeleyen resmi tapu senedi olan Sened-i Hakani, bu bölgedeki vakıf arazileri, dergâh mülkiyeti ve türbe tasarruflarının hukuki tespiti için Osmanlı tapu kayıtlarında (Defter-i Hakani) yer almıştır. Bu belgeler ışığında Yunus Emre ve Hocası Tapduk Emre’nin bize göre gerçek makamı Kula’ya bağlı, 700 yıldır adı değişmeden kalmış Emre Köyü’nde yer almaktadır. Yunus Emre’nin mezarı, Hocası Tapduk Emre Türbesi’nin eşiğinin önünde yer almaktadır. Başucundaki mezar taşı üzerinde balta ve ayakucu taşında ise ağaç, orman motifleri yer almaktadır. Burada yatanın oduncu olduğu açıkça ifade edilmektedir.” dediler.

Uçar: “Bize göre Yunus Emre’nin gerçek makamı Kula Emre Köyü’dür”

Araştırmacı-Yazar Mustafa Uçar yaptığı açıklamada, “Türk milletinin yetiştirdiği en büyük tasavvuf erlerinden, Türk dili ve edebiyatı tarihinin en büyük şairlerinden biri olan Yunus Emre’nin hayatı ve kimliğine dair hemen hemen hiçbir şey bilinmemektedir. Yunus Emre, Anadolu Selçuklu Devleti’nin dağılmaya ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde küçük-büyük Türk Beyliklerinin kurulmaya başladığı 13. yüzyıl ortalarından Osmanlı Beyliği’nin kurulmaya başladığı 14. yüzyılın ilk çeyreğinde Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış bir şair ve erendir. Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli Dergâhı’ndan ‘Himmet’ yerine buğday aldığı için tekrar gelip ‘Himmet’ istediğinde, hocası olacak Tapduk Emre’nin köyüne gönderilmiş, burada 40 yıl kadar uzun bir süre çile doldurmuş ve dergâha oduncu olarak hizmet etmiştir. Menakıpnâmeler ile şiirlerinden çıkarılan bilgilere göre de Babalılardan Tapduk Emre’nin dervişi olduğu açıktır. Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgisi Vilayetname’den kaynaklanmaktadır. Yine şiirlerinden tasavvuf yolunu seçtiği, iyi bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Anadolu kentlerini dolaştığı, Azerbaycan ve Şam’a gittiği, Mevlana’yla görüştüğü de bu bilgiler arasındadır.

Yunus’un yaşadığı yıllar, Anadolu Türklüğünün Moğol akın ve yağmalarıyla, siyasi otorite zayıflığı nedeniyle iç kavga ve çekişmelerin, dahası kıtlık ve kuraklıklarla perişan olduğu yıllardır. 13. yy’ın ikinci yarısı, sadece siyasi çekişmelerin yanı sıra, çeşitli mezhep ve inançların da yoğun bir şekilde yayılmaya başladığı bir zamandır. İşte böyle bir ortamda, Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî, Hacı Bektaş-ı Velî, Ahî Evrân-ı Velî gibi ilim ve irfan kutuplarıyla birlikte Yunus Emre, Allah sevgisini, aşk ve güzel ahlakla ilgili düşüncelerini, her türlü batıl inanca karşı, gerçek İslam tasavvufunu işleyerek Türk-İslam birliğinin oluşmasında önemli vazifeler yapmıştır. Vefât-ı Yûnus Emre, Müddet-i Ömr 82, Sene 720. Bu belgeden anlaşılacağı üzere, Yunus Emre, H. 648 (M. 1240-1) yılında doğmuş, 81 yıllık bir dünya hayatından sonra H. 720 (M. 1320-1) yılında ölmüştür.

Yunus Emre’nin mezarı olduğu iddia edilen pek çok mezar ve türbe vardır. Bunlar; Eskişehir’in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy; Karaman’da Yunus Emre Camii avlusu; Bursa; Aksaray ili Ortaköy İlçesi’nde; Ünye; Manisa’nın Kula İlçesi’nde Emre Köyü; Erzurum, Tuzcu (Dutçu) Köyü; Isparta’nın Gönen ilçesi; Afyon’un Sandıklı ilçesi; Sivas yakınında bir yol üstü. Ayrıca Tokat’ın Niksar ilçesinde de bulunmaktadır. Ayrıca, mutasavvıf Niyazi Mısri de Yunus Emre’nin mezarının (veya makamının) Limni Adası’nda bulunduğunu ifade etmiştir. Belgeler ışığında Yunus Emre ve Hocası Tapduk Emre’nin bize göre gerçek makamı Kula’ya bağlı, 700 yıldır adı değişmeden kalmış Emre Köyü’nde yer almaktadır.” dedi.

“Bu eski köyde bir külliyenin var olması hiç de şaşırtıcı değildir”

Tapduk Emre tarafından 700 yıl önce Saruhan Oğulları Beyliği’ne bağlı olarak kurulan Emre Köyü’nün, Batı Anadolu’da kurulan ilk köylerden biri olduğunu belirten Alan Rehberi Sabahattin Argaç, “Köyün burada kurulmasının önemi ise türbenin kuzeyinden geçen ticaret (kervan) yolu ile Emre Köyü uzun yıllar çevrenin merkezi konumunda oldu. Bu nedenle cami, hamam, medrese, pazaryeri ve konaklar bulunmaktadır. Günümüzde ise Yunus Emre ve Hocası Tapduk Emre’nin mezarının bulunması önemini bir kat daha arttırmıştır. Tapduk Emre, Miladi 1200’lü yıllarda Manisa ili Kula ilçesi sınırlarında bir süre yaşamıştır. Hoca Ahmet Yesevi yolundadır. Tapduk Emre ile ilgili bilgiler oldukça azdır. Yunus Emre gibi bir ulu şahsiyeti yetiştirmiştir. Bu manada o bir dergâh sahibi, pir, rehber ve mürşittir. Büyük ihtimalle Yunus Emre kadar olmasa da o başka gönül erenleri, başka aydınlatıcılar yetiştirmiştir. Ehlibeyt öğretisiyle onlarca derviş yetiştirmiştir. Onun silsilesi Şeyhi Barak Baba vasıtasıyla Sarı Saltuk’a ulaşır. Barak Baba’nın bir Haydari dervişi olduğu bilinmektedir. Bu durum Tapduk Emre’nin bir Haydari dervişi olabileceğinin delilidir. Baba unvanı taşıması da bunu desteklemektedir. Baba aynı zamanda Abdalan-ı Rum zümresiyle bir ilgisinin olabileceğini düşündürmektedir. Tapduk Emre’nin kızı Yunus Emre ile evlendiği rivayet edildiyse de bu rivayet gerek Yunus’un divanında gerekse diğer çağdaş kaynaklarda yer almamaktadır. Tapduk Emre’nin ölüm tarihi ve mezarı kesin bilinmemektedir. Ancak Yunus Emre’nin XIII. yüzyılın sonları ve XIV. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı dikkate alındığında, bir şiirinde öldüğünü haber veren mürşidinin XIII. yüzyılın sonlarında vefat etmiş olma ihtimali yüksektir. Bursa’da, Manisa’nın Kula ile Salihli ilçesi arasında kalan Emre adlı bir köyde, Afyon-Sandıklı, Karaman, Sivas, Erzurum, Aksaray, Isparta-Keçiborlu gibi yerlerde Tapduk Emre’nin mezarları vardır. Bunlardan bazıları hem Yunus Emre’ye hem Tapduk Emre’ye ait kabul edilmektedir. Bununla birlikte en muteber görüş, Tapduk Emre’nin mezarının Ankara’nın Nallıhan ilçesine bağlı Emre Sultan Köyü’nde bulunduğu şeklindedir. Nitekim bu bilgiler birçok kaynağın yanı sıra Afyonkarahisar sicillerinde yer almaktadır. Bu köydeki türbede ailesine mensup birçok kişinin mezarı vardır. Tapduk Emre’nin ve müridlerinin faaliyet sahasının Anadolu ile sınırlı kalmayıp Balkanlar’a ulaştığı, bazı köy adlarının onun adıyla anılmasıyla anlaşılmaktadır. Mesela Anadolu’da ve Edirne’nin Havsa ilçesine bağlı birer köy, ayrıca Varna’ya bağlı bir köy Tapduk adını taşımaktadır. Bu bilgi Tapduk Emre’nin sözü edilen bölgelere gittiğini doğrulamasa bile müridlerinin yayılma sahasının tahmini konusunda önem taşımaktadır. Yunus Emre 1238 yılında Eskişehir’de doğmuştur. Doğduğu dönem Anadolu’da düzenin bozulduğu, Moğol akınlarının Türk yerleşkelerini tehdit ettiği, kıtlık-kuraklık gibi birçok doğal afetin yaşandığı zamandır. Bu olaylar Yunus Emre’nin hayata bakış açısına yansımıştır. Kendisi Tapduk Emre’nin dervişidir. Bu eski köyde bir külliyenin var olması hiç de şaşırtıcı değildir.

Emre Köyü’nde Hicri 954, Miladi 1547-1548 yıllarında Carullah Bin Süleyman tarafından yaptırılan cami, iç kısmında yer alan süslemelerinin yanı sıra duvarında bulunan Yemen Sancağı ile de dikkat çekmektedir. Emre Köyü’nde bulunmakta olan tarihi cami, Carullah Bin Süleyman tarafından Hicri 954, Miladi 1547-1548 yıllarında yaptırılmış bir külliyenin parçasıdır. Öğrenci odaları, derslikler, aşevi ve hamamdan oluşan külliyeden sadece cami ayakta kalmıştır. H.954 yılına tarihlenen bir çeşme, iki hamam kalıntısı ve medrese temeli günümüze kadar ulaşabilmiştir. Bu arada Emre Köyü’nde bulunan 16. yüzyıla ait yaklaşık 500 yıllık Tapduk Emre Külliyesi Hamamı, Manisa Valiliği ve Kula Belediyesi iş birliğiyle başlatılan aslına uygun onarım çalışmaları sayesinde yıllar sonra gün yüzüne çıkarıldı.

Tapduk Emre Türbesi olarak anılan yapı, mimari unsurlar bakımından Manisa’daki Saruhan Bey Türbesi ile büyük benzerlikler taşımaktadır. Türbe içinde ortadaki Tapduk Emre’ye, diğerleri ise aile fertlerine ait olduğu söylenen on mezar bulunmaktadır. Türbe kapısının hemen önünde, taşında balta tasviri bulunan mezarın ise Yunus Emre’ye ait olduğuna inanılmakta ve her yıl on binlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Resimli Camii olarak da bilinen bu cami, tam olarak bir hoşgörü örneğidir. Osmanlı döneminde mülk ve arazi sahipliğini belgeleyen resmi tapu senedi olan Sened-i Hakani, bu bölgedeki vakıf arazileri, dergâh mülkiyeti ve türbe tasarruflarının hukuki tespiti için Osmanlı tapu kayıtlarında (Defter-i Hakani) yer almıştır. Bu belgeler ışığında Yunus Emre ve Hocası Tapduk Emre’nin bize göre gerçek makamı Emre Köyü’nde yer almaktadır.” dedi.

Not: Sened-i Hakani iki tane; biri cami ve külliye ile ilgili, diğeri türbe ile ilgili. Yazı, Manisa İl Kültür Müdürlüğü tarafından Türkçeye dönüştürülmüş.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve salihlimanset.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.