‘Gediz Nehri’nin günümüzde atık su kanalına dönüştüğü bir gerçek’

Gündem 04.06.2026 - 14:14, Güncelleme: 04.06.2026 - 14:14 150 kez okundu.
 

‘Gediz Nehri’nin günümüzde atık su kanalına dönüştüğü bir gerçek’

Murat ve Şaphane Dağları’ndan doğup Foça ile Çamaltı Tuzlası arasından İzmir Körfezi’ne dökülen Gediz Nehri’nin 401 kilometrelik gizemli yolculuğu temiz başlıyor, kirli olarak devam ediyor.
Gediz Nehri’ndeki kirliliğin, hızlı sanayileşme ve nüfus artışına paralel olarak 1970’li yılların sonu ve 1980’li yılların başında belirgin şekilde başladığı, bu dönemde havzadaki denetimsiz sanayi kuruluşları ve plansız kentleşmenin nehrin en büyük tehditleri haline geldiği belirtildi. GEMA Vakfı Başkanı Ahmet Sarp ve yönetim kurulu üyeleri, Gediz Nehri ile Alaşehir Çayı’nın birleşme noktası olan Yılmaz Köprüsü üzerinde yaptıkları açıklamada, Gediz Nehri’nde her geçen gün artarak devam eden kirliliğe dikkat çekti. “Gediz Havzası’nın yer üstü ve yer altı suları 4. sınıf kirli” Gediz Havzası’nın yer üstü ve yer altı sularının 4. sınıf kirli olduğunu belirten GEMA Vakfı Başkanı Ahmet Sarp, şunları söyledi: “Murat ve Şaphane Dağları’ndan doğup Foça ile Çamaltı Tuzlası arasından İzmir Körfezi’ne dökülen Gediz Nehri’nin 401 kilometrelik gizemli yolculuğu temiz başlıyor, kirli olarak akmaya devam ediyor. Gediz Nehri’nde kirliliğin hızlı sanayileşme ve nüfus artışına paralel olarak 1970’li yılların sonu ve 1980’li yılların başında belirgin şekilde başladığı ve bu dönemde havzadaki denetimsiz sanayi kuruluşları ile plansız kentleşmenin nehrin en büyük tehditleri haline geldiği bir gerçek. Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü tarafından bizlere Gediz Nehri’nin sularının kirli olduğu belirtilmekte. Fakat her ne hikmetse Gediz Havzası’nda yer alan tarım arazilerinin sulaması bu sularla yapılmaktadır. Bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Gediz Nehri’nin sularını köylü kirletmiyor. Maalesef Gediz Nehri’nin geçtiği güzergâhta yer alan büyük şehirler ve organize sanayi bölgeleri kirletmektedir. Özetlemek gerekirse; evsel atıklar, Alaşehir’de faaliyet gösteren ve arıtma tesisi olmayan tarımsal işletmeler ile fabrikalar, Salihli’de Organize Sanayi Bölgesi dışında yer alan ve arıtma tesisi bulunmayan işletme ve fabrikaların sanayi atıkları, JES’ler, bor, arsenik, civa, kurşun ve kimyasal atıklar Gediz Nehri ile Alaşehir Çayı’nı kirletmektedir. Gediz Nehri’ni temiz hale getirmek DSİ Bölge Müdürlüğü başta olmak üzere tüm yetkili birimlerin görevidir. Gediz Nehri’nin sularının kirli olduğu ifade ediliyor fakat temizlemek için harekete geçilmiyor. Gediz Nehri’nin temiz akması için bu temizliği köyde yaşayan insanlarımız mı yapacak, çiftçiler mi yapacak? Burada görev kurum yetkililerine düşüyor. GEMA Vakfı olarak biz, yetkili birimlerin Gediz Nehri’nde yaşanan kirliliğin kilit noktasını tespit edip bir cerrah gibi kanayan bu yaraya neşter vurması gerektiğine inanıyoruz.” “Sorunlar çözülmezse 10 yıllık süreçte bırakın sulamayı, içme suyu bile bulamayabiliriz” Sarp, “11 Ağustos 1995 tarihinde Şener Kilimcigöldelioğlu’nun öncülüğünde, dönemin İlçe Kaymakamı İhsan Dündar, Ziraat Odası Başkanı Necati Erdağ, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü Başkanı Prof. Dr. Alaattin Taysun ve iş insanları tarafından kurulan GEMA Vakfı, 31 yıldır Gediz Havzası’nda yaşanan ve her geçen gün artarak devam eden kirlilikle ilgili mücadele vermektedir. Vakıf Genel Başkanı merhum Şener Kilimcigöldelioğlu; küresel ısınmanın etkisinde ağır bir erozyon ve çölleşme tehdidi altında bulunan Gediz Havzası’nda acilen toprak ve su kaynakları ile birinci ve ikinci sınıf tarım arazilerinin koruma altına alınması, jeotermal, kentleşme ve sanayi yatırımlarına izin verilmemesi gerektiğini savunmuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın jeotermal faaliyetler ve bu faaliyetlerden kaynaklanan zararlarla ilgili çalışmalar yapması, reenjeksiyon kontrollerini sağlaması gerektiğini ifade etmişti. Merhum başkanımız ayrıca, Gediz Havzası’nda yüzlerce jeotermal sondaj kuyusuna izin verildiğini, atık suların havzaya bırakılmasının denetlenmesinde eksiklikler bulunduğunu ve bölgede yükselen bor oranının ciddi tehlike oluşturduğunu dile getirmişti. Böyle devam etmesi halinde başta üzüm olmak üzere sebze ve meyve üretiminde verim alınamayacağını, önümüzdeki 10 yıllık süreçte bırakın sulamayı, içme suyu bile bulunamayabileceğini söylemişti. GEMA Vakfı Yönetim Kurulu olarak bizler, merhum Şener Kilimcigöldelioğlu’nun izinde; temiz bir çevrede yaşamak için doğamızı, topraklarımızı ve su kaynaklarımızı korumaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye kararlıyız.” dedi. “Bu sulardan içiyorduk, balık tutuyorduk” Yılmaz Mahallesi sakinlerinden Ali Sapmaz ise, “Gediz Nehri 1980’li yılların başından itibaren kirli akmaya başladı. 1980 öncesinde bu sular billur gibi akıyordu. Bu sulardan içiyor, balık tutuyorduk. Ne yazık ki günümüzde Gediz Nehri’nin suları tehlike saçmaya başladı. Yetkililerden ricamız gerekli önlemleri alıp Gediz Nehri’nin sularının temiz akmasını sağlamalarıdır.” dedi. Yılmaz Mahallesi sakinlerinden Salih Turan da, “Gençlik yıllarımızda Gediz Nehri’nden balık tutuyor, suyundan içiyorduk. Ne yazık ki günümüzde kirli akıyor. Şu an sizler akan bu suların en temiz halini görüyorsunuz. Bozdağlar’dan gelen sular kesildiği zaman aşırı derecede kirli akmaya devam edecek ve çevreyi kötü koku saracak. Yetkililer proje kapsamında yapacakları çalışmalarla Gediz Nehri’nin temiz akmasını sağlayabilirler.” ifadelerini kullandı.
Murat ve Şaphane Dağları’ndan doğup Foça ile Çamaltı Tuzlası arasından İzmir Körfezi’ne dökülen Gediz Nehri’nin 401 kilometrelik gizemli yolculuğu temiz başlıyor, kirli olarak devam ediyor.

Gediz Nehri’ndeki kirliliğin, hızlı sanayileşme ve nüfus artışına paralel olarak 1970’li yılların sonu ve 1980’li yılların başında belirgin şekilde başladığı, bu dönemde havzadaki denetimsiz sanayi kuruluşları ve plansız kentleşmenin nehrin en büyük tehditleri haline geldiği belirtildi.

GEMA Vakfı Başkanı Ahmet Sarp ve yönetim kurulu üyeleri, Gediz Nehri ile Alaşehir Çayı’nın birleşme noktası olan Yılmaz Köprüsü üzerinde yaptıkları açıklamada, Gediz Nehri’nde her geçen gün artarak devam eden kirliliğe dikkat çekti.

“Gediz Havzası’nın yer üstü ve yer altı suları 4. sınıf kirli”

Gediz Havzası’nın yer üstü ve yer altı sularının 4. sınıf kirli olduğunu belirten GEMA Vakfı Başkanı Ahmet Sarp, şunları söyledi:

“Murat ve Şaphane Dağları’ndan doğup Foça ile Çamaltı Tuzlası arasından İzmir Körfezi’ne dökülen Gediz Nehri’nin 401 kilometrelik gizemli yolculuğu temiz başlıyor, kirli olarak akmaya devam ediyor. Gediz Nehri’nde kirliliğin hızlı sanayileşme ve nüfus artışına paralel olarak 1970’li yılların sonu ve 1980’li yılların başında belirgin şekilde başladığı ve bu dönemde havzadaki denetimsiz sanayi kuruluşları ile plansız kentleşmenin nehrin en büyük tehditleri haline geldiği bir gerçek. Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü tarafından bizlere Gediz Nehri’nin sularının kirli olduğu belirtilmekte. Fakat her ne hikmetse Gediz Havzası’nda yer alan tarım arazilerinin sulaması bu sularla yapılmaktadır. Bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Gediz Nehri’nin sularını köylü kirletmiyor. Maalesef Gediz Nehri’nin geçtiği güzergâhta yer alan büyük şehirler ve organize sanayi bölgeleri kirletmektedir. Özetlemek gerekirse; evsel atıklar, Alaşehir’de faaliyet gösteren ve arıtma tesisi olmayan tarımsal işletmeler ile fabrikalar, Salihli’de Organize Sanayi Bölgesi dışında yer alan ve arıtma tesisi bulunmayan işletme ve fabrikaların sanayi atıkları, JES’ler, bor, arsenik, civa, kurşun ve kimyasal atıklar Gediz Nehri ile Alaşehir Çayı’nı kirletmektedir. Gediz Nehri’ni temiz hale getirmek DSİ Bölge Müdürlüğü başta olmak üzere tüm yetkili birimlerin görevidir. Gediz Nehri’nin sularının kirli olduğu ifade ediliyor fakat temizlemek için harekete geçilmiyor. Gediz Nehri’nin temiz akması için bu temizliği köyde yaşayan insanlarımız mı yapacak, çiftçiler mi yapacak? Burada görev kurum yetkililerine düşüyor. GEMA Vakfı olarak biz, yetkili birimlerin Gediz Nehri’nde yaşanan kirliliğin kilit noktasını tespit edip bir cerrah gibi kanayan bu yaraya neşter vurması gerektiğine inanıyoruz.”

“Sorunlar çözülmezse 10 yıllık süreçte bırakın sulamayı, içme suyu bile bulamayabiliriz”

Sarp, “11 Ağustos 1995 tarihinde Şener Kilimcigöldelioğlu’nun öncülüğünde, dönemin İlçe Kaymakamı İhsan Dündar, Ziraat Odası Başkanı Necati Erdağ, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü Başkanı Prof. Dr. Alaattin Taysun ve iş insanları tarafından kurulan GEMA Vakfı, 31 yıldır Gediz Havzası’nda yaşanan ve her geçen gün artarak devam eden kirlilikle ilgili mücadele vermektedir.

Vakıf Genel Başkanı merhum Şener Kilimcigöldelioğlu; küresel ısınmanın etkisinde ağır bir erozyon ve çölleşme tehdidi altında bulunan Gediz Havzası’nda acilen toprak ve su kaynakları ile birinci ve ikinci sınıf tarım arazilerinin koruma altına alınması, jeotermal, kentleşme ve sanayi yatırımlarına izin verilmemesi gerektiğini savunmuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın jeotermal faaliyetler ve bu faaliyetlerden kaynaklanan zararlarla ilgili çalışmalar yapması, reenjeksiyon kontrollerini sağlaması gerektiğini ifade etmişti.

Merhum başkanımız ayrıca, Gediz Havzası’nda yüzlerce jeotermal sondaj kuyusuna izin verildiğini, atık suların havzaya bırakılmasının denetlenmesinde eksiklikler bulunduğunu ve bölgede yükselen bor oranının ciddi tehlike oluşturduğunu dile getirmişti. Böyle devam etmesi halinde başta üzüm olmak üzere sebze ve meyve üretiminde verim alınamayacağını, önümüzdeki 10 yıllık süreçte bırakın sulamayı, içme suyu bile bulunamayabileceğini söylemişti.

GEMA Vakfı Yönetim Kurulu olarak bizler, merhum Şener Kilimcigöldelioğlu’nun izinde; temiz bir çevrede yaşamak için doğamızı, topraklarımızı ve su kaynaklarımızı korumaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye kararlıyız.” dedi.

“Bu sulardan içiyorduk, balık tutuyorduk”

Yılmaz Mahallesi sakinlerinden Ali Sapmaz ise, “Gediz Nehri 1980’li yılların başından itibaren kirli akmaya başladı. 1980 öncesinde bu sular billur gibi akıyordu. Bu sulardan içiyor, balık tutuyorduk. Ne yazık ki günümüzde Gediz Nehri’nin suları tehlike saçmaya başladı. Yetkililerden ricamız gerekli önlemleri alıp Gediz Nehri’nin sularının temiz akmasını sağlamalarıdır.” dedi.

Yılmaz Mahallesi sakinlerinden Salih Turan da, “Gençlik yıllarımızda Gediz Nehri’nden balık tutuyor, suyundan içiyorduk. Ne yazık ki günümüzde kirli akıyor. Şu an sizler akan bu suların en temiz halini görüyorsunuz. Bozdağlar’dan gelen sular kesildiği zaman aşırı derecede kirli akmaya devam edecek ve çevreyi kötü koku saracak. Yetkililer proje kapsamında yapacakları çalışmalarla Gediz Nehri’nin temiz akmasını sağlayabilirler.” ifadelerini kullandı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve salihlimanset.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.