Alaşehir Depreminin 57’nci yıl dönümü
Alaşehir Depreminin 57’nci yıl dönümü
Alaşehir’de 28 Mart 1969 tarihinde, Kandilli Rasathanesi kayıtlarına göre 6,5 büyüklüğünde meydana gelen depremin yıldönümü. Yıkıcı depremin üzerinden 57 yıl geçmesine rağmen izlerini görmek mümkün.
Alaşehir’de 28 Mart 1969 tarihinde, Kandilli Rasathanesi kayıtlarına göre 6,5 büyüklüğünde meydana gelen depremin üzerinden 57 yıl geçmesine rağmen izlerini görmek mümkün. Bu depremde 50 kişi yaşamını yitirmiş ve 150 kişide yaralanmış. Tamamen yıkılan veya çok ağır hasar gören ev ve iş yerinin sayısı ise 4.651 gibi korkutucu bir rakam olarak tarihe kazınmıştır. Tarihten bir miras kalan 800 yıllık Şeyh Sinan Camisinin bile yaşanan deprem sonrası adeta ortadan ikiye bölündüğü belirtildi.
Depremin ardından gazete sayfalarının manşetlerinde, “ Alaşehir ve Sarıgöl’de evlerin yüzde 80’i yıkıldı, yer altından sular fışkırdı. İzmir yolu trafiğe kapandı, Tarihten bir miras kalan 800 yıllık Şeyh Sinan Camii bile yaşanan deprem sonrası adeta ortadan ikiye bölündü. Yine dönemin Başbakanı Süleyman Demirel bölgeye ziyarete geldiğinde, Her şeyi yeniden inşa edeceğiz” sözleriyle yerini almıştı.
Kandilli Rasathanesi kayıtlarına göre Alaşehir Depremi
28 Mart1969’da merkez üssü Alaşehir olan Kandilli Rasathanesi kayıtlarına göre 6,5 büyüklüğünde ve 8 şiddetinde bir deprem gerçekleşir. Deprem Alaşehir ve Salihli başta olmak üzere bütün çevre ilçe, kasaba ve köylerde hissedilir. Birçok yerde evler yıkılır, aileler kayıplar verir. Bölgede toplam 49/50 kişi ölür, ölenlerin 29’u Alaşehir 21’i de Sarıgöl nüfusuna kayıtlıdır. Deprem sonucunda toplam 4.651 ev yıkılır. Ölümlerin büyük çoğunluğu Alaşehir ve Alaşehir’e bağlı Tepeköy’de meydana gelir. Deprem sonucunda Alaşehir – İzmir kara yolu üzerinde derin yarıklar meydana gelir. Özellikle depremin etkili olduğu ovalık kesimlerde yeraltı sularının yer üstüne fışkırdığı gözlenmiştir. Alaşehir Otogarı yıkılır, garajda bulunan 18 otobüs hurdaya çıkar. Yeniköy, Subaşı ve Delemenler’de okul ve camiler büyük hasar görmüştür. Tepeköy köyü bütünüyle yerle bir olur. Köy daha güneydoğuda yeniden inşa edilmek zorunda kalınır. Yerel halkın depremden sonra artezyen kuyularından gaz kokusu aldığı haberi o günkü gazetelerde yazılır. Depremle birlikte tarihi kent surlarının bir bölümü de yıkılmıştır. Alaşehir Depreminin yaraları sarılmadan en az o kadar etkili bir başka depremde Uşak – Demirci arasında meydana gelir. O günkü gazetelerin yazdığı göre bölgedeki hareketlilik en az 10 gün kadar sürmüştür.
“Alaşehir’de günümüzde de halen çok sayıda metruk konutlar mevcut”
28 Mart 1969 tarihinde meydana gelen 6,5 büyüklüğündeki yıkıcı olan depremin izlerinin yaşandığı Alaşehir’de günümüzde de halen çok sayıda metruk konutlar mevcut. Sit alanı kapsamında bulunan ve çeşitli nedenlere boşalan metruk konutlar, Soğuksu Mahallesi sakinleri için tehlike oluşturmaya devam ediyor.
“Sit alanı kapsamındaki eski yapıların ne tadilatı, nede yıkılıp yenisi yapılabiliyor”
İzmir 2 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, 3 Nisan 2009 tarihinde aldığı bir kararla Alaşehir ilçesinin yüzde 72'lik bölümünü 3. derece sit alanı olarak ilan etmesi üzerine eski yapıların ne tadilatı, nede yıkılıp yenisi yapılabiliyor. Bu alanda yapılaşma durduğu için inşaat sektörü sit alanı dışında kalan ve imara açık olan yerleşim bölgesinde, yapı denetim Kurumlarının nezaretinde yeni binalar yapmaktadır.
“Deprem üretme potansiyeline sahip Gediz Grabeni içerisinde yer alıyoruz”
Birinci derece deprem kuşağının yer aldığı bölgemizde, Tarih boyunca 300 yılda bir büyük yıkım yapan depremler ile ilgili kayıtların tarihçiler tarafından ortaya konulmakta olduğunu belirten Jeoloji Yüksek mühendisi Kerem Oğuz ,"Tarih boyunca bu bölgede 300 yılda bir büyük yıkım yapan depremlerin kayıtları tarihçiler tarafından ortaya konmaktadır. Özellikle milattan sonra 17 yılında Manisa ve çevresinde meydana gelen depremlerde dönemin 15 büyük kenti yerle bir olmuş ve çok büyük bir yıkım yaşanmış. En son Alaşehir İlçesi'nde 28 Mart 1969’da 6,5 büyüklüğünde 8 şiddetinde bir deprem yaşandı. Bu depremde 50 vatandaşımız can vermişti. Deprem üretme potansiyeline sahip Gediz Grabeni içerisinde yer alan Manisa ve İlçelerinde; 1965 Salihli (5,8), 1969 Demirci (6,1) 1969 Alaşehir (6,5) ve 1970 Demirci (5,7) depremlerinde can ve mal kayıpları yaşandığı ise hala hatıralarda. Türkiye’nin her yeri faylarla kırılmış durumda. Her yerde bu önlemleri almak durumundayız. Sürekli 'Ne zaman deprem olacak?' sorusu soruluyor. Ne zaman olacağının bir önemi yok. Buna hazırlıklı olup olmadığımızın sorulması lazım. Ne zaman olacağını bilerek belki canımızı kurtarabiliriz ama çok ciddi maddi kayıplarımız olur. Belediyelerimize çok büyük görevler düşüyor. Belediyeler, kanunda da belirtildiği üzere tüm afetlere karşı önlem almakla yükümlüdür. Binalar yapılırken kontrollerin çok iyi yapılması gerekiyor. Deprem olasılığı bu kadar yüksek iken vakit geçirmeden bir an önce önlem almamız gerekiyor" dedi.
“Bölge olarak birinci derece deprem kuşağında yer aldığımız bir gerçek”
Alaşehir’de 28 Mart 1969 tarihinde, Kandilli Rasathanesi kayıtlarına göre 6,5 büyüklüğünde meydana gelen depremin üzerinden 57 yıl geçmesine rağmen izlerini görmek mümkün. Bu depremde 50 kişi yaşamını yitirmiş ve 150 kişide yaralanmış. Tamamen yıkılan veya çok ağır hasar gören ev ve iş yerinin sayısı ise 4.651 gibi korkutucu bir rakam olarak tarihe kazınmıştır.
Bölge olarak birinci derece deprem kuşağında yer aldığımız bir gerçek. İnşaat sektöründe faaliyette bulunduğumuz için bize sürekli ne zaman deprem olur sorusu yöneltiliyor. Bölgemizde depremin ne zaman olacağını söylemek mümkün değil. Konunun uzmanları, bölgemizde kesin olarak deprem olacağını her fırsatta dile getirmekteler. Çünkü sürekli sallanmaktayız. Bu da depremin olacağını açıkça belirlemektedir. Bölge insanı olarak birinci derece deprem kuşağında yaşadığımız için yerel yönetimlerin ve bizlerin olası bir depremde ne yapmamız gerektiğini halkımızla paylaşmak zorundayız. İnsanı deprem değil, bina öldürür dedi.
“2000 yılından önce inşa edilen binalara performans analizi yaptırılmalıdır”
2000 yılından önce yapılan mevcut binaların olası bir depremde hasar görmemesi için bina sahipleri, tarafından depreme dayanıklı performans analizi yaptırılması gerektiğini belirten İnşaat Mühendisi Adem Aslan, “2000 yılından önce yapılan binalar için yapı sahipleri nasıl bir binada ikamet ettiklerini bilmeleri açısından mutlaka mevcut binalarını depreme dayanıklı performans analizi yaptırması gerekiyor. Sarıkız Yapı Denetim Kurumu olarak proje ve uygulama denetim alanında uzman personelimiz, bina sahiplerinin talep etmeleri halinde mevcut binalarından numune alıp basınç dayanımı tayini yaparak betonu ölçmektedir. Yine mevcut binadan demir numunesi alarak demirin çaplarına göre çap hesabı ve kütle muayenesi yapmaktadır. Akma ve çekme mukavetini ölçerek yine demirin kot uzamasını belirlemektedir. Kısacası mevcut binanın kalite kontrolünü yapan personelimiz olası bir depreme karşı dayanıklılığını bir rapor halinde hem yerel yönetimlere hem de bina sahiplerine sunmaktadır. Sarıkız Yapı Denetim Kurumu olarak biz hazırız, talep edin mevcut binanızın depreme dayanıklı performans analizini yaparak bilgilendirelim” diye konuştu.





Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
